Piyanocu PİYANO Bilgi Video Piano
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Osmanlı Müziğinin Eğitim Kurumları

Osmanlı Saray  Askeri ve Dini Müziği Eğitim Merkezleri

Osmanlı müziğinin, nesilden nesle aktarımı Mehterhane, Mevlevîhane, Enderun, müzik esnafı loncaları ve özel meşkhaneler olmak üzere başlıca beş değişik mekânda yapılırdı ki müziğin toplum içinde tanınıp sevilmesini, beste ve konserlerle yaygınlaşmasını sağlayan temel eğitim ve icra kurumu niteliğindeydiler. Şimdi bu kurumları daha yakından görelim.

 1) Mehterhane:

 Hun’lar zamanındaki adı Tuğ olan ve vurmalı sazlarla nefesli sazlardan oluşan askerî mızıka okulunun Fatih’den sonra aldığı isimdi. Hun’lardan beri Türk savaş tekniğinin vazgeçilmez unsuru olan askerî müziğin amacı, çok uzaklardan duyulan ve gitgide yaklaşan gök gürültüsüne benzer sesiyle düşmanın moralini bozup savaşacak güç bırakmamaktı. Düşmanı teslim almak suretiyle harbi en kısa zamanda bitirmek ve böylece bir bakıma insan kıyımını önlemekti. Yüzlerce vurmalı ve nefesli çalgının çalacağı müzik, savaş, tören ve oyun (spor) amaçları için özel olarak bestelenirdi. Hünkâr Peşrevi, At Peşrevi, Alay/ Düzen Peşrevi, Elçi Peşrevi, Saat Peşrevi ve Rakkas Peşrevi, bu mehter havalarından bazılarının adlarıdır.

Savaşlarda çalınan mehter havalarının gündelik şehir hayatındaki karşılığı, namaz vakitleri ile önemli resmî ilişkilerde vurulan nevbet’ti. Dînî fonksiyonunun yanı sıra bir tür askerî halk konseri niteliğini de taşıyan nevbet, Osmanlı’da ilk defa Osman Bey’in huzurunda vuruldu. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyasettin Mesut’un bağımsızlık fermanı ile uç beyliği alameti olarak gönderdiği berat, kaftan, tuğ ve sancağın yanında davul, nakkare, boru ve zilden oluşan takımın verdiği konseri Osman Bey ayakta dînledi. Nevbet’in resmî fonksiyonundan kaynaklanmış olabilecek bir sosyal uygulaması da, çok sayıda davul zurnanın çaldığı ağır ritimli pehlivan havaları eşliğinde 1361 yılından beri yapılan Kırkpınar yağlı güreşleridir.

Müzik açısından Mehterin en büyük özelliği ise, önce nefesli sazların, arkasından bütün heyetin çaldığı, yumuşak veya gümbürtülü bölümlere nöbetleşe yer verilen (buradan klâsik saz müziğine geçmiş olup senfoni orkestralarında da kullanılan) karabatak tekniğidir. Özellikle 1683 Viyana kuşatması sırasında Avrupalı’ları etkileyen mehter müziği, aksak ritimleri ve geleneksel çalgıların ses renkleriyle batılı bestecilerin ilgisini çekti ve “Türk stili” anlamına gelen “alla turca” stil giderek yaygınlaştı. Haydn, Mozart, Beethoven, Weber, Brahms gibi besteciler, “alla turca” stilde eserler yazdılar.

 2) Mevlevihâne: 

Sultan Veled tarafından kurulan ve Mevlâna’nın tasavvufî fikirleriyle şeklî yapısını (semâ) sistemleştiren Mevlevîlik, Türkçe, Arapça, Farsça, hat, tezhib, semâ meşki gibi derslerin yanı sıra ciddî müzik eğitimi de veren dergâhları ve bir tür konser salonu niteliğindeki semâhâneleriyle, Osmanlı müziğinin gelişmesinde yüzyıllar boyu büyük bir ocak görevi yaptı. Anadolu’nun en ücra ve küçük şehirlerinden başka imparatorluğun Balkan ve Ortadoğu eyaletlerinde de açılmış olan Mevlevîhâneler Osmanlı müziğinin yayılmasında başlıca rolü oynadılar. 

3) Enderun:

 I. Murad’ın Edirne’yi almasından hemen sonra 1363’de kurduğu, II. Murad, Fatih ve II. Bayezid’in geliştirip mükemmel bir saray üniversitesi haline getirdiği, 1833’de II. Mahmud tarafından kapatılan saray okuluydu. I. Murad zamanındaki dîn derslerine II. Murad şiir, hukuk, mantık, felsefe, geometri, coğrafya, astronomi ve müzik; Fatih hat, tezhib ve resim; II. Bayezid de silahşörlük, okçuluk gibi askerî spor derslerini eklediler. (II. Bayezid ayrıca Enderunlu’lara dış (bîrün) hizmetlerine geçerek sadrâzamlığa kadar yükselebilme yolunu da açtı. Bu dersleri okutacak bilginler imparatorluğun içindeki ve dışındaki ülkelerden getirilirken, Enderun’da tahsil edebilmek İslâm dünyasının dört bucağından gelen öğrenciler için büyük bir şeref ve imtiyaz teşkil ediyordu.)

Enderun müzik mektebi, kalburüstü Osmanlı müzikçilerinin sadece yetiştiği değil, ders de verdikleri bir okuldu. Yeniçeri Ocağı ile birlikte kapatılan Mehterhâne gibi, İmparatorluk sarayının bu önemli müzik öğretim merkezi de II. Mahmud tarafından Enderun-u Hümâyunla birlikte kapatıldı. 

 4) Özel Meşkhaneler: 

Tek veya toplu olarak özel olarak müzik meşki yapılan evler, cemiyetler veya öğrenci koroları, Osmanlı İmparatorluğu’nda müzik hocalarının evde ders verme geleneği, saray cariyelerinin evlerine derse gönderildiği hocalarla başladı. Gerek erkek, gerek kız çocukların müzik eğitimi için Enderun’da - öbür konularda olduğu gibi - sadece saraydan değil, dışarıdan hocalar da görevlendirilirdi. Mehterhâne ile Enderun’un (daha sonra da tekkelerin) kapatılmasından sonra bu adet zaruret halini aldı. Hem eğitim, hem konser amacıyla kurulmuş olan derneklerin başında ise, 1916-1931 yılları arasında çalışan, Osmanlı müziğinin ilk toplu icra plaklarını dolduran, ayrıca yurt içinde ve dışında ciddî konserler veren Dârüttalîm-i Müzik Cemiyeti gelirdi.

5) Müzik Esnafı Loncaları;

 Saraya, camiye, tekkeye bağlı olmayan halka müzik dinleten müzisyenler esnaftan sayılarak diğer esnaflar gibi lonca teşkilatına bağlanmışlardı. Esnaf loncası modelinde de üstat çırağa öğretir ve yetiştirirdi. Buradaki müzisyenlerin işi asla müzik değildi. Temelde esnaf olup müzik ek iş olarak yürütülürdü. Bu müzisyenlerin Basmacızade, Hamamizade vb. isimlerle anılması asıl işlerinin esnaflık, müzisyenliğinse ek iş olduğunu gösterir.

Osmanlı Müziğinde Çalgılar

Osmanlı müziğinin çeşitli türlerinde kullanılan çalgılar onlarcadır. Kullanılma alanlarıyla birlikte bazılarını örnek verelim:

Askeri müzikte;  Mehter Zili, Kös (davul), Fasıl müziğinde; Def, Halk müziğinde; Mey, Kaval, Tulum, Sipsi, Karadeniz Kemençesi, Ağaç ve Kabak Kemane, Bağlama, Rubab, Kemençe, Klasik müzikte; Klasik Kemençe, Yaylı Tambur, Tasavvuf Müziğinde; Kudüm, Rebab, Nevbe ve Ney’di.

 

 

RSS