Piyanocu PİYANO Bilgi Video Piano
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Osmanlı Mehter Musikisi ve Mehteran Takımı Marşları

Mehter müziği ve marşları nedir

 Mehteran müziği Yaklaşık 600 yılı kapsayan bu Osmanlı döneminde, Türk müzik kültürünün üç ana türü olan halk müziği, geleneksel sanat müziği ve geleneksel askerî müzik, XIX. Yüzyıl’ın ilk çeyreğine kadar Türk müzik yaşamına bütünüyle egemen oldu ve 1826’dan başlayarak İstanbul’un saray çevresinde uluslararası sanat müziğinin örnekleri de seslendirildi.

Osmanlı Askeri Müziği - Mehteran Müzikleri ve Mehter Takımı Marşları

Mehter, Osmanlı Askeri Bandosu dünyanın en eski askeri bandosudur. Farsçadaki "mihter" kelimesinden türemiştir.

Türk geleneklerini, halk bütünlüğünü, devletin yüceliğini konu alır.İslamiyetten önceki Türk devletlerinde, küçük değişikliklerle yer almıştır.

Üç önemli sembol yer alır; otağ, sancak ve mehter.

Osmanlı mehterinde; zurna, boru, kurrenay ve mehter düdüğü gibi nefesli, üflemeli, kös, davul, nakkare, zil ve çevgân gibi vurmalı ya da çarpmalı, çırpılan çalgılar yer almıştı. Tüm çalgıların sayısı eşit tutulmuş ve bu sayıya dayanakarak mehterin kaç katlı olduğu belirlenirdi. Osmanlılar'da, askerî musukiyi icra eden topluluğa verilen isim. Farsça'da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ekber (en büyük), âzam (pek ulu) mânâsında bir ism-i tafdildir. Türkçeye bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden mehter, çoğulu olarak da mehterân yerleşmiştir.

 Mehterhane - Osmanlı Mehter Marşları

 

 Hun’lar zamanındaki adı Tuğ olan ve vurmalı sazlarla nefesli sazlardan oluşan askerî mızıka okulunun Fatih’den sonra aldığı isimdi. Hun’lardan beri Türk savaş tekniğinin vazgeçilmez unsuru olan askerî müziğin amacı, çok uzaklardan duyulan ve gitgide yaklaşan gök gürültüsüne benzer sesiyle düşmanın moralini bozup savaşacak güç bırakmamaktı. Düşmanı teslim almak suretiyle harbi en kısa zamanda bitirmek ve böylece bir bakıma insan kıyımını önlemekti. Yüzlerce vurmalı ve nefesli çalgının çalacağı müzik, savaş, tören ve oyun (spor) amaçları için özel olarak bestelenirdi. Hünkâr Peşrevi, At Peşrevi, Alay/ Düzen Peşrevi, Elçi Peşrevi, Saat Peşrevi ve Rakkas Peşrevi, bu mehter havalarından bazılarının adlarıdır.

Savaşlarda çalınan mehter havalarının gündelik şehir hayatındaki karşılığı, namaz vakitleri ile önemli resmî ilişkilerde vurulan nevbet’ti. Dînî fonksiyonunun yanı sıra bir tür askerî halk konseri niteliğini de taşıyan nevbet, Osmanlı’da ilk defa Osman Bey’in huzurunda vuruldu. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyasettin Mesut’un bağımsızlık fermanı ile uç beyliği alameti olarak gönderdiği berat, kaftan, tuğ ve sancağın yanında davul, nakkare, boru ve zilden oluşan takımın verdiği konseri Osman Bey ayakta dînledi. Nevbet’in resmî fonksiyonundan kaynaklanmış olabilecek bir sosyal uygulaması da, çok sayıda davul zurnanın çaldığı ağır ritimli pehlivan havaları eşliğinde 1361 yılından beri yapılan Kırkpınar yağlı güreşleridir.

Müzik açısından Mehterin en büyük özelliği ise, önce nefesli sazların, arkasından bütün heyetin çaldığı, yumuşak veya gümbürtülü bölümlere nöbetleşe yer verilen (buradan klâsik saz müziğine geçmiş olup senfoni orkestralarında da kullanılan) karabatak tekniğidir. Özellikle 1683 Viyana kuşatması sırasında Avrupalı’ları etkileyen mehter müziği, aksak ritimleri ve geleneksel çalgıların ses renkleriyle batılı bestecilerin ilgisini çekti ve “Türk stili” anlamına gelen “alla turca” stil giderek yaygınlaştı. Haydn, Mozart, Beethoven, Weber, Brahms gibi besteciler, “alla turca” stilde eserler yazdılar.

RSS