Piyanocu PİYANO Bilgi Video Piano
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Osmanlı ve Sarayında Türk ve Batı Müziği

Osmanlı Devleti ve Osmanlı Sarayında Klasik Türk Musikisi ve Batı Müziği

 Klasik Batı müziği ilk kez Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) döneminde Osmanlı sarayına girdi.

 Osmanlı sarayında kalıcı olarak ilk gelen Batı enstrümanı bir org idi. Yıl 1599.İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth bu müzik aletini İngiliz org yapımcısı Thomas Dallam aracılığıyla Sultan III. Mehmed'e hediye olarak gönderdi. Thomas Dallam, Topkapı Sarayı'nda bu orgla konserler verdi, ilginçtir, bu org daha sonra kayboldu ve hâlâ nerede olduğu bilinmiyor.

 Osmanlı'nın resmi anlamda klasik Batı müziğine ilgisi Sultan III. Selim (1789-1807) devrinde oldu. XIX. yüzyıl, klasik Batı müziğinin Osmanlı'da yerleştiği dönemdi. Çünkü siyasal ve kültürel alanlarda uygulanan Batılılaşma politikaları, sosyal yaşamda da önemli değişikliklere neden oldu.

 Bu değişim kendini sanat alanında da gösterdi. Osmanlı sarayı ve münevverleri arasında kısa sürede benimsenen klasik Batı müziği, değişen toplumsal yaşamın simgesi oldu.

 İstanbul'da müzik etkinliklerinin yapıldığı Bosco, Naum, Gedikpaşa isimli tiyatrolar açıldı. Buralarda operalar, baleler, tiyatrolar sahnelendi.

 Avrupa müzik sanatının parlak virtüözleri de o dönemde sarayda ağırlanmaya başlandı.

 

Genç bestekâr ve arpçı Elie Alvars, İstanbul'a ilk gelen isimlerden biriydi. Bugün repertuara kazandırdığı arp konçertolarıyla tanınan Alvars, Sultan II. Mahmud'un huzurunda konserler verdi. Hatta bu ziyaretin anısına padişaha bir marş besteledi. O dö nemde tahta çıkan her padişah için ayrı bir marş besteleniyordu.

 

Osmanlı padişahının huzuruna çıkarak konser veren en prestijli isim şüphesiz Macar piyanist Franz Liszt idi. Liszt, 1847'de geldiği İstanbul'da yaklaşık beş hafta kaldı. Liszt İstanbul'da çok sevildi. Kendisine nişan verildi, Sultan Abdülmecid'in "İrade-i Seniye"siyle ödüllendirildi.

 

Sultan Abdülaziz, Lizst'in damadı ünlü besteci Richard Wagner'in yaptığı tiyatiroya maddi yardımda bulundu. Bu yardım Avrupa krallarına örnek olarak sunuldu.

 Son Halife Abdülmecid Efendi, yağlı boya portresini yaptığı Franz Liszt'in Beyoğlu'nda kaldığı evin müzeye dönüştürülmesini çok istedi; yapamadı. Son Halife'nin Liszt'e ilgisinin nedeni, Liszt'in anılarından etkilenip İstanbul'a yerleşen iki Macar piyano hocasıydı. Son Halife çok iyi piyano çalıyordu. Mösyö Volton ve Mösyö Hegge, Şadiye ve Sabiha Sultan'a piyano hocalığı yaptılar.

 

Sarayda konser veren sadece Liszt değildi, arpçı Elie Alvars'tan bahsettim. Ayrıca devrin ünlü isimleri Leopold de Meyer, Eugene Vivier, Henri Vieuxtemps, August d'Adelburg da sarayda konser veren müzisyenlerdendi.

 Bu isimlerden Leopold de Meyer'in Amerika'da klasik Batı müziğinin yayılmasında öncü rolü oynadığını söylersek İstanbul'a ne kadar değerli sanatçıların geldiğini tahmin edersiniz.

  Bir minik not daha ekleyim: Piyanist Meyer'i Amerika'da üne kavuşturan bestesi "Machmudier: Air guerrier des Türques" yani Mahmudiye, Türk Marşı'ydı. Osmanlı padişahları kültür alanında yaptıkları yardımlarla da biliniyor. Örneğin, 1846'da Beyoğlu'nda çıkan bir yangın, bugünkü Çiçek Pasajı'nın olduğu yerde bulunan ünlü Naum Tiyatrosu'nu da yerle bir etti. Binanın sahibi Michel Naum Duhani, Sultan Abdülmecid'in yardımıyla onardığı tiyatrosunu 4 Kasım 1848'de Verdi'nin Macbeth operasıyla açtı.

 Abdülmecid sadece maddi yardımda bulunmadı. 9 Şubat 1849'ta Naum Tiyatrosu'na bizzat giderek Donizetti'nin Linda di Chamounix adlı operasını izledi.

 Abdülmecid iki kez daha Naum Tiyatrosu'na giderek operalar izledi. Keza Abdülmecid'in Dolmabahçe'ye Saray Tiyatrosu yaptırmasında, izlediği bu operaların etkisi oldu. Zamanla yanıp yok olan bu Saray Tiyatrosu, Dolmabahçe Camii'nin tam karşısındaydı.

RSS