Piyanocu PİYANO Bilgi Video Piano
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Akustik Piyano Ile AH TUTİ-İ MUCİZE GUYEM Ne Desem Laf Değil Senfonisi Güzel Nağmeler Zeki Müren Itr

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL



Açıklama

Piyanist GÜNEŞ YAKARTEPE "Ah Tuti i Mucize Guyem şarkı " Eserinin Eşlik Çok sesli (Senfoni) Nota ve Armonilerini Analiz etti Piyano ile İcra Ederek Söyledi
Vokalist OYA YILDIZ Ona Vokal yaptı.
tuti i mucize guyem ne desem laf degil
beli yarim beli dost beli mirim beli dost

çerh ile soylesemem ainesi saf degil
beli yarim beli dost beli mirim beli dost

ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana
beli yarim beli dost beli mirim beli dost

ehl-i dil bir birini bilmemek insaf degil
beli yarim beli dost beli mirim beli dost
Ah tuti mucize guye ne dese laf değil
Beli yarim belli dost
Belli mirim belli dost
Belli ömrü belli dost

Ah çerh ile söyle ayinesaf değil
Belli yarim belli dost
Belli ömrüm belli dost

Ah ehlİ dil dimem sine saf ol
Belli miri belli dost
Belli ömrü belli dostum
Mevlânâ muhibbi: Tûti-i mûcize-gûyem ne desem lâf değil Çerh ile söyleşemem âyinesi sâf değil Nef'î Nesre çeviri: Muzice gibi güzel söz söyleyen bir kuşum, ne desem boş değil, felekle söyleşemem feleğin kalbi saf değil, bizim için oyunlar hazırlıyor. Bildiğimiz gibi “tûti”, papağan, dudu kuşudur. Papağana konuşma öğretmekte ayna kullanılırmış. Bir kişi, kuşu büyük bir aynanın önüne koyup, kendisi aynanın karşısında gizlenir ve konuşmaya başlarmış. Aynada kendi aksini gören kuş, bu sesi kendisi gibi bir kuşun sesi sanarak taklîde başlar ve konuşmayı öğrenirmiş. Beyitimizde papağanın geveze, taklitçi bir yapı sergilemesinin haricinde, kanatimce manâ itibariyle olumlu, heva u hevesten uzak, vahy u ilham aracılığıyla dile gelmesi, lâf ü güzâf etmemesi anlamındadır. Öyle ki, tûtînin bu sözleri, Allah’ın emri ve izniyle peygamberler tarafından yapılarak halkı hayrette bırakan olağanüstü haller, yani “mucize”ler gibidir. Tûtiden gidecek olursak -beyitin paralelinde- şu Acem hikâyesi anlatılır: “ Uzun, çok uzun zaman önce, evindeki bir kafeste Hintli bir papağanı olan bir Acem aktar yaşarmış, kuş Hindistan’dan gelmiş ve bu yüzden sıla hasreti içindeymiş. Günlerden bir gün aktar, Hindistan’a bir iş seyahatine gideceği sırada, papağanına Hintli papağanlara bir şey söylemek isteyip, istemediğini sormuş. Tuti de ‘ benden selam söyle ve sizi korkunç özlüyor de’ diye söylemiş. Acem aktar bir kervan arasında, bir devenin sırtında Hindistan’daki ormanlardan geçerken, bir ağacın üzerinde papağan görmüş. “Papağanımın sana selamı var” diye seslenmiş. “Sizleri korkunç özlüyor.” O anda papağan birden ağaçtan düşerek, ölmüş. Aktar seyahatten geri döndüğünde Tuti, kendisi için bir haberinin olup olmadığını sormuş. Aktar da, “Senin selamını ve çok özlediğini söyler söylemez, ağaçtan düştü ve öldü.” demiş. Bunu duyan Tuti de çığlık atarak, oracıkta ölmüş. Acem aktar bin pişman olmuş söylediğine. Ölü papağanı kafesten alıp, dışarı attığında olanlar olmuş. Papağan birden hareket etmiş ve uçmaya başlamış. Arkasından bağıran aktara, şu cevabı vermiş Tuti: “Evi, ikinci mısrada felek yani “çerh” ile söyleşemez; çünkü feleğin kalbi saf değil. “Felek”, gök, gökyüzü, semâ; talih, baht anlamlarındadır. Batlamyos sisteminden çıkarılan bir düşünüşe göre, dünya kâinatın merkezindedir. Dünyayı dokuz felek çevreler. Bunlardan atlas feleği dönerken, diğerlerini de kendi istikametinde dönmeye zorlar. İşte kendi istikameti dışında dönüşe zorlanan bu sekiz felek, insanların talihleri, refâh ve mutlulukları üzerinde değişken ve aksi durumlar ortaya koyar. Felekler üzerine şikâyet etmenin nedeni olarak bu gösterilir. “Dönek felek” gibi şikâyetlerin aslı da dokuzuncu felek olan Atlas feleğinin ters dönüşüdür. Bu anlam itibariyle felek daha çok, edebiyatımızda şikâyet yerine kullanılır. Feleklerin bu mecburi dönüşü üzerine, beğenilmeyen durumlar ortaya çıkıyor ve bu da bir yakınmaya neden oluyor. Bir yerde yazılan kadere karşı gelme ve isyan boyutuna geçiliyor. Beğenilmeyen birçok şey ona isnat edilerek, âyinesinin saf olmadığı dile getiriliyor. “Ayine”den kasıt olarak burada kalbi görebilirz. Söylediklerinin laf değil de kelâm olan tutinin, kalbi saf olmayan, kadere karşı gelen felekle söyleşmesi zordur, hatta mümkün değildir. Tutinin bu anlamda muziceler söylemesini, Kur’an-ı Kerim’e de telmih yapmasına bağlayabiliriz. Çünkü mucizeleri içinde barındıran tek gerçek kitaptır, Kur’an-ı Kerim. Bu şekilde söyledikleri kelâm olan tutinin, kalbi saf olmayanla söyleşmesi imkânsızdır. Nitekim kelâm, laftan evladır.
AKUSTİK PİYANO İLE AH TUTİ-İ MUCİZE GUYEM NE DESEM LAF DEĞİL SENFONİSİ GÜZEL NAĞMELER ZEKİ MÜREN ITRİ SEGAH YÖRÜK SEMAİ İNSTRÜMANTAL ORJİNAL KARAOKE ENSTRUMANTAL PİANO SENFONİK RESİTALİ MÜZİK PİYANİST PİANO SOLO SENFONİ KONSER FON MÜZİĞİ TÜRKÜ ŞARKI İLAHİ SÖZSÜZ ÇALGISAL ESER HARİKA GÜZEL DİNLETİ VİDEO KLİBİ İ ENSTRÜMAN SLOW SÖZSÜZ KİTAP TRTMÜZİK KLASİK TÜRK MÜZİĞİ SOHBET ODA EKLE AİLE ARKADAŞ ASKER AŞK BAŞARI GÖRÜNTÜ YAZI DOST DEMO ARAMA BİLİM KURGU KULLANICI GÖRÜŞ SES YÖRE ÖYKÜ MUZEYYEN SENAR AKOR MERKEZİ KAYNAK AĞLARIM BEN İSTİKBAL MÜCRİM NEY TAKSİM BUHURİ ZADE MUSTAFA ITRİ MÜZİK TÜRK KLASİK ZEKAİ TUNCA TRT SANAT MÜZİĞİ ALTIN ŞARKILAR PEK SEVİLEN ESKİ SAZ ESERİ KEMAN

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS